21 Aralık 2007 Cuma

Hayata Dair Dipnotlar

Piyango biletlerinden çıkan çeyrek umutlara tutunduk her birimiz.
Elimizdeki yamalı aşklardan, büyük sevdalar devşirdik kimi zaman.
Hayatın sayfalarına ölüme dair dipnotlar hiç düşürmedik.
Eski kavimleri kıskandıracak kadar yükselttik binalarımızı.
Anahtarlarımızın sayısını ikiye üçe çıkardık, kalbimizin anahtarlarını ise gömdük ıssız çöllere.kapılarını kilitli tuttuk gönlümüzün.Hep seraplara takılıp kaldık, gerisindeki gizli cennetleri keşfedemedik daha.
Hepimiz ‘aynı yolun yolcusuyuz’ dedik, farklı haritalarda düştük yola. Hiç kesişmedi yolarımız, hiç aynı şeye ağlamadık. Bazan derinden bağlandık birbirimize , bazan hiç sebepsizbir uçurumun kenarında bulduk kendimizi
Ama inancımız tamdı hep, bir gün bizim de kapımız umuttan yana çalınacaktı, buna emindik.ama emin olduğumuz başka bir şey daha vardı, hayat ile hayali hep birbirine karıştırmıştık.hayallerin tadımlık zevkini hayatın acımasız kapılarında terk edilirken anladık.
Anladık artık elimize uzanacak ellerin çok uzak olduğunu.
Anladık, cami avlusuna terk edilen kundaklık bir çocuktan farkımızın olmadığını.
Anladık hayatımızın hep yamadan ibaret olduğunu. Eksik bırakılan bir tarafların, birgün yüzümüze acımasızca çarpacağını geçte olsa anladık
‘neyse’ deyip toparlanmalıydık.dökülen cümlelerimizi, kırılan gençliğimizi,darmadağın olan aşklarımızı onarmalıydık,ve yeniden kalkabilmeliydik düştüğümüz yerden.bu kadar hassas olmanın vakti değildi artık. Küçük yaralarımızla uğraşıp kaybedecek zamanımız yoktu, çünkü hayatın tutunacak dalları çoktu.Asılmalıydık zayıf kollarımızla hayata, birbirimize sabrı öğretmeliydik. Sıkıca tutmalıydık ellerimizden.
Ama karıştık çoluk çocuğa, yitirdik olgunlumuzu. Bilemiyorum artık nasıl kurtulmalı bu uyuşturulmuş halden, bu sara nöbetlerinden nasıl sıyrılmalı. Başımızı alıp gitmeli mi Hira’ya? Yoksa koparıp gömmeli mi terkedilmiş mezarlıklara? Bir sükunet uykusu değiştirebilir mi her şeyi? Her şey yeniden yazılabilir mi hiç yaşanmamışçasına? Bu alışkanlıklarımız artık utandırmalı yüzümüzü. Çatlayan ar damarlarımız çokça kan kaybediyor.Sevgi(li)ler çokça el değiştiriyor artık, aşk sözcükleri çokça kopyalanıyor.
Yüzümüzün bereketsizliğinin, elimizin kısırlığının sebebini soracak bir tek kendinizi bulduğunuzda, verimleşip yeşerecek o zaman tüm yağmursuz topraklar....
ziruh

2 yorum:

zeynep usman dedi ki...

yazınızı okadar beğendimki şu anda ister istemez ezberlemiş bulunmaktayım..
yüreğinize sağlık..

Nur dedi ki...

Merhaba Ziruh çok uzun zamandır sana ulaşmaya çalışıyorum ama nasıl yapacağımı bir türlü bilemedim. Lütfen benimle temasa geçebilir misiniz.